middle_jpg
ada-cayi

Ada Çayı (salvia triloba)

Ballıbabagiller familyasındandır. Dünyada sıcak ve ılıman bölgelerde yetişen 450 kadar adaçayı türü vardır. Ülkemizin Batı ve Güneybatı bölgelerinde bunlardan bazıları yetişmektedir. 30-75 cm. arasında boylanabi len adaçayı türleri, kışın yapraklarını dökmeyen, dayanıklı otsu ya da çalımsı bitkilerdir. Kare kesitli tüylü gövdesi, bitkinin ikinci yılında odunsulaşır. Genellikle yakıcı kokusu olan gri-yeşil yaprakları, bazı türlerde alacalı, hatta kırmızı ve mor renklerde olur. Çift çenekli, derin hazneli çiçekleri genelde mor-mavi renkli iken, seyrek olarak beyaz ya da pembe renkli çiçek açan türleri de görülür. Bitkinin minik tohumları koyu kahverengi ve yumurta biçimlidir. Genelde tohumuyla kendiliğinden çoğalan adaçayı bitkisi, istenirse gövde çelikleriyle de üretilebilir.

Tıbbi adaçayı (S. officinalis) türünün anayurdu Akdeniz havzasıdır. Bu türün yapraklarında, oleum salisae adi verilen uçucu yağ, B vitamini ve tanen ile birtakım acı maddeler bulunur. Bu yapraklardan hazırlanan çay, uzun zamanlardan beri bedeni güçlendiren tonik olarak içilmektedir. Tıbbi adaçayı Türkiye’de az yetiştiğinden, yerine, ülkemizde yaygın olan ve benzer özellikleri taşıyan Anadolu adaçayı (S. triloba) türü tüketilmektedir. Bu adaçayı bazı yerlerde salça ve yemeklere çeşni vermesi için katılır.

anason

Anason (pimpinella anisum)

Haziran-ağustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalp biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut seklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sari renklidir.Basta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vataninin Anadolu olduğu tahmin edilmektedir.Meyvelerinde nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin cinsine ve yetiştiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’i anetoldür. Anetol, toksik etkisi çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalp çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında bas ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastalığına sebep olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir.Türkiye’de bütün Anadolu’da yetişmektedir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı
Kullanılan kısmı, meyveleri ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur.

  • Hazmı kolaylaştırır.
  • Emziren annelerde süt miktarını artırır.
  • Anne sütüyle beslenen bebeklerin kolik sancılarının hafifletilmesinde faydalıdır.
  • İştahsızlığı giderir.
  • Mide ve bağırsak gazlarını söktürür.
  • İdrar artırır.
  • Migren ağrılarını keser.
  • Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir.
arslandisi

Arslandişi (taraxacum officinalis)

Karahindiba, Radika, Gelingöbeği ve Keklikotu, adlarıyla da tanınır. Nisan ve mayısta tüm tarla kıyılarında, çayırlarda ve çimenlerde çiçeklenir. Her yıl bu çiçek halısını büyük bir zevkle izleriz. Bu tür, sarı çiçekli, çok yıllık, süt taşıyan küçük bitkilerdir. Yapraklar rozet halinde tabanda toplanmış olup, kenarları derin loblu ve dişlidir. Rozet yaprakları bazı kentlerimizde ilkbaharda sebze olarak satılmaktadır. Bitki çok ıslak yerleri sevmez. Nisan-mayıs döneminde köküyle birlikte sökülür ve topraktan arındırılır. Gölge ve havadar bir yerde iyice kuruduktan sonra, ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. Sadece yaprak, sap veya kökleri kullanılacak ise; yapraklar çiçeklenmeden önce, kökler ilkbaharda veya sonbaharda, çiçek sapları ise çiçeklenme sırasında toplanır. Karahindiba, vitaminler (A, B Complex, C ve D), triterpenler, carotin, flavon ve mineraller (demir, çinko ve bol miktarda potasyum), uçucu yağ, fructose, inulin ve cholin içerir.
Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

  • İdrar söktürür.
  •  Mesane ve kalınbağırsak iltihaplarını giderir.
  • Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser.
  •  İshalleri keser.
  • Karaciğer şişkinliğini indirir.
  • Böbrek ve safra taslarını düşürür.
  • Sarılıkta faydalıdır.
  • Anne sütünü artırır.
  • Taze filizleri kırıldığı zaman akan sütü de dişleri temizler.

 

biberiye

BİBERİYE (rosmarinus officinalis)

Bütün ilkbahar ve yaz boyunca soluk-mavi renkli çiçekler açan, 1-2 m yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen bir bitki. Gövdeleri dik ve çok dallıdır. Yaprakları mızrak gibi, etli ve yeşil renklidir. Çiçekleri dalların uçlarında, yaprakların tabanlarında bulunur. Meyveleri esmer renkli ve fındıksıdır. Kuşdili olarak da bilinir. Türkiye’de İstanbul, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Yaprakları ile bundan elde edilen yağı kullanılır. Yaprakları ve çiçekli dallar yaz mevsiminde toplanır ve açık havada kurutulur. Yapraklar ve çiçeklerinden uçucu yağ, tanen, acı maddeler, organik asitler ve glikozit elde edilir.

  • Mide ve bağırsak uyarıcısı, idrar söktürücü ve safra artırıcı etkisi vardır.
  • Sindirimi kolaylaştırır.
  • Uçucu yağ, uyarıcı olarak haricen kullanılır.
  • Hazımsızlığı giderir.
  • Çarpıntıları keser.
  • Yarım baş ağrılarını (migren) keser.
cay

ÇAY ( YEŞİL & SİYAH ÇAY ) (camellia sinensis)

Çaygiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdu Çin ve Güneydoğu Asya olan çay, günümüzde tropikal ve astropikal iklimi olan birçok yerde, değişik kültür formlarıyla yetiştirilmektedir. Ülkemizde de Doğu Karadeniz bölgesinde, Rize ve çevresinde çay üretimi başarıyla sürdürülmektedir. Çay, başlıca üç ana doğal türü ve bu türlerden elde edilmiş pek çok melezi olan, bazı türlerinde boyu 20 m’yi bulan ama sürekli budanarak boyu kısaltılan, böylece ortalama boyu 1,5-3 m. olabilen çok yıllık ağaççıktır. Kısa saplı, almaşık dizili, derimsi yapılı, uzunca ve sivri uçlu, kenarları dişli yaprakları vardır. Çiçekleri beyaz; bazı türlerde hafif sarı ya da pembemsi renkli ve hafif kokuludur.
Dünyada en çok tüketilen içeceklerden biri olan çay, bitkinin yapraklarının elle toplanıldıktan sonra çeşitli işlemler sonucu mayalanmadan kavrulması, soldurulması, kıvrılması ve kurutulması sonucu elde edilen ürünün demlendirilmesiyle hazırlanır. Siyah ve yeşil çay adları verilen, iki önemli türü vardır. Siyah çay daha çok sevilerek tüketilir.
Çay yapraklarında kafein, tein, teofillin, teobromin alkolitleri, tanen, uçucu yağ ve az da olsa B vitamini bulunur, insanda tutkunluk derecesinde çay içme isteği yaratan, çayın içerdiği kafein ve tein adli maddelerdir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Çayın tıbbi etkileri söyle özetlenebilir:

  • Merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi bulunmaktadır. Aşırı içilmemek koşuluyla bedeni ve sinirleri uyarmada olumlu etkileri vardır
  • Antioksidan etkiye sahiptir.
  • Midevidir ve sindirimi kolaylaştırır.
  • Yeşil çay ,açlık hissini bastırmaya yardımcı olur.
  • Peklik vericidir, özellikle yeşil çay diyareye karşı kullanılabilir.
  • Terleticidir. Şekersiz içtiğimizde sıcak havalara dayanmamızı sağlar.
  • Ayrıca çayın doku büzücü ve mikrop kırıcı etkileri de vardır.
civanpercemi

CİVANPERÇEMİ (herbeaux charpentiers)

Haziran-eylül aylarında, beyaz veya pembemsi renkli çiçekler açan, yol kenarlarında, tarlalarda ve kurak topraklarda yetişen 20-100 cm yüksekliğinde, kokulu, çok senelik ve otsu bir bitki. Binbir yaprak otu veya kandil çiçeği olarak da anılmaktadır. Gövdeleri dik, dalsız ve yumuşak tüylüdür. Yaprakları sapsız ve koyu yeşil renklidir. Çiçekleri, küçük tepecik (kapitulum) halinde bir araya toplanmış olup, yalancı bir şemsiye durumunu meydana getirirler. Bu kapitilumun dış tarafında 5-6 tane dil seklinde beyaz renkli dişi çiçekleri, orta kısmında ise tüp şeklinde, kirli-beyaz renkli erdişi çiçekleri vardır. Meyveleri gri renkli ve tüysüzdür. Türkiye’de Kuzey ve Doğu Anadolu’da yetişmektedir.
Tıbbi Etkileri ve Kullanımı
Bitkinin kullanılan kısmı, yapraklı ve çiçekli dallarıdır. Dallar ve çiçekler henüz tamamen açılmadan toplanır ve gölgede kurutulur. Bitkinin bu kısımları uçucu yağ, sabit yağ ve acı glikozit maddelerini ihtiva ederler.

  • Kuvvet verici, uyarıcı, idrar ve gaz söktürücüdür.
  • İçerisindeki Sincolden dolayı antiseptik, balgam söktürücü ve midevidir.
  • Yara iyi edici bir özelliği vardır. Basurda sulu hulasası fitil halinde verilir
corekotu

ÇÖREKOTU (black cumin)

Haziran-temmuz ayları arasında yeşille karışık açık mavi renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitki. Yol kenarları ve bilhassa ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki loplu ve bal özü bezleri taşıyan 8 tane küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir. Sam çörekotu (Nigella damascena): Yaprakları parçalıdır. Çiçekleri tek ve üst yapraklar tarafından örtülmüş durumdadır. Parlak mavi çiçeklidir. Kır çörek otu (Nigella arvensis): 10-30 cm yüksekliğinde mavi çiçeklidir. Yaprakları sivri parçalıdır. Tohumları kurt düşürücü olarak da kullanılır.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Bitkinin kullanılan kısımları tohumlarıdır. Tohumları tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Çörekotu tohumlarında uçucu ve sabit yağ, tanen, şekerler, glikozit bünyeli bir saponin ve alkaloitler bulunmuştur.

  • Tohumları gaz söktürücü, uyarıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır.
  • Güzel kokusu sebebiyle müshil ilaçlarının içine ilave edilen iyi bir lezzet ve koku değiştiricidir.
dereotu

DEREOTU (anethum graveolens)

Nisan-haziran ayları arasında, sarımtırak renkli çiçekler açan 30-70 cm boyunda, güzel kokulu, bir senelik otsu bir bitkidir. Dereotu, durakotu olarak da bilinir. Rutubetli, sulak ve gölgeli yerleri sever. Gövdesi dik, dallı, tüysüz, üstü çizgili ve içi boştur. Yapraklar ince ve dar parçalı, koyu yeşil renkli ve etlidir. Yaprak sapının alt kısmında gövdeyi saran geniş bir yaprakçık bulunur. Alt yaprakları saplı, üst yapraklar sapsızdır. Çiçekler bileşik şemsiye durumunda toplanmışlardır. Türkiye’de Marmara, Ege, Akdeniz bölgelerinde bahçelerde yetiştirilir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Bitkinin kullanılan kısmı meyveleridir. Meyveler eylül sonunda toplanır ve gölgede kurutulur. Meyvelerinde sabit ve uçucu yağ, pektin ve azotlu bileşikler vardır.

  • Mide ve bağırsak gazlarını önleyici olarak kullanılır.
  • Hazımsızlık ve hıçkırığa da tesiri iyidir.
ekinezya

EKİNEZYA (echinacea purpurea)

Bilimsel adı Echinacea purpurea olan ekinezya bitkisi en yaygın olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin orta batısında bulunan nemli vadilerde yetişen bir kır çiçeği türüdür. Tıp literatüründe kendine yeni yeni yer edinmeye başlayan ekinezya, mor ve parıltılı renginden dolayı da bahçelerde süs bitkisi olarak yerini almıştır. Ekinezya bitkisi yaygın olarak Amerika yerlileri tarafından eski çağlardan beri aktif olarak yararlanılan bir bitkidir. O zamanlar zehirli yılan sokmalarında, ağrılı ve sancılı geçen hastalıklarda kullanılsa da 1950’li yıllardan sonra Avrupa’da özellikle şarbon hastalığının tedavisinde büyük rol üstlenmiştir. Günümüzde ise çoğu tedavilerin destekleyici bitkileri arasında kullanılmaktadır.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Günümüzde ekinezya hakkında dünyanın hemen hemen bütün ülkelerinde araştırmalar yapılmaktadır. Özellikle modern tıbbın destekleyici bitkilerinden birisi de ekinezyadır.

  • Üst solunum yolları hastalıklarında koruyucu ve tedavisinde yardımcıdır.
  • Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde kullanılır.
  • Vücudun savunma sisteminin güçlendirilmesinde,
  • Ağrılı durumlarda,
  • İltihaplı hastalıklarda (artrit ve iltihaplı durumlarda),
  • Yılan, akrep vb böcek sokmalarında ,
  • Deride meydana gelen alerjik durumlarda.
frenk

FRENK KİMYONU

Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Avrupa ile Batı Asya’dır. Ülkemizde Doğu Anadolu bölgesinde yetişen ve aslında yabani bir bitki olan frenk kimyonunun Avrupa’da uzun zamandan beri kültürü yapılmakta, bitki insan eliyle yetiştirilmektedir. 100 cm’ye kadar boylanabilen iki yıllık otsu bitkidir. Kazık kökü; dallara ayrılan yapıda, gövdesi ince parçalı, açık yeşil renkli tüylü yaprakları; yaz ortasına doğru şemsiye biçiminde kümeler oluşturarak açan sarımsı beyaz renkli küçük çiçekleri vardır, iki tanesi bir kapsül içinde yer alan kahverengi küçük tohumları hilal biçiminde olup olgunlaşınca kapsülden dökülürler. Yumuşak toprakları seven frenk kimyonu bitkisi, döktüğü bu tohumlarla çoğalır. Frenk kimyonu, karvon ve limonen adli maddelerden oluşan ve % 6′ya varan orandaki uçucu yağ ile sabit yağ, reçine ve taneni içerir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Bedene yararları yüzyıllardan beri bilinen frenk kimyonunun tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

  • Bebek emziren annelerde süt gelişini artırır.
  • Bedeni uyarıcı ve iştah açıcıdır.
  • Sindirimi kolaylaştırır. Özellikle çocuklarda gaz söktürücü ve karın ağrılarını iyileştirici etkisi vardır.
  • İdrar söktürücüdür.
  • Bronşitte ve astıma eşlik eden bronşit durumunda rahatlatıcıdır.
  • Diyareyi (ishal) keser.
  • Frenk kimyonu boğaz ağrılarında iyileştirici rol oynar. Bunun için aynı infüzyonla ılıkken günde birkaç kez derin gargara yapılır.
  • Nefesin kokusunu da temizler. Bunu sağlamak üzere de, kuru frenk kimyonu tohumları ağızda çiğnenir.
fundaotu

FUNDA OTU (calluna vulgaris)

Funda: (Süpürgeotu / Erika / Bruyére / Heath / Erica / Galluna vulgaris / Buruyere ) Fundagiller familyasından, alçak boylu, yaprak dökmeyen 500 kadar çalı türünün ortak adı. Türlerinin bazıları süs bitkisi olarak kullanıldığı halde, bazıları da orman altı zararlı florasındandır. Gök funda (Erica cinerea) adlı türü, evcil hayvanlar için altlık olarak kullanılır. 1-3 m boyunda, beyaz renkli güzel kokulu çiçekleri vardır. Erica scoporia isimli özel bir tür olan funda, yeşilimsi çiçeklidir. 2-3 m boylu olup, süpürge yapımında kullanılır. Türkiye’de özellikle Trakya, Marmara ile Anadolu’nun hemen bütün sahil bölgelerinde yetişir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Bazı türlerinin dalları ipek böcekçiliğinde askı olarak kullanılır. Cezayir’de yetişen bir türünün köklerinden dünyaca meşhur “Bruyere” pipoları yapılır. Dalları çalı süpürgesi yapımında, ayrıca yakacak olarak kullanılır.

  • İhtiva ettiği “ericolin” isimli bir glikozit maddesi, idrar yolları taşlarına karşı idrar söktürücü olarak, sulu hülasa halinde kullanılır.
  • Funda ayrıca, ishal ve böbrek taşları tedavisinde kullanılır.
  • Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi çıban ve egzamada faydalıdır.
  • Zayıflamak için de kullanıldığı bilinmektedir.
gingseg

GINSENG

Sarmaşıkgiller (Aralyagiller) familyasındandır. Kore ginsengi (P. ginseng) ve Amerika ginsengi (P. quinquefolius) adını taşıyan, hemen hemen benzeri özellikleri olan, iki önemli türü, dayanıklı ve çok yıllıktır. Ülkemizde ginseng bitkisi yetişmez. Ginseng türleri 30-45 cm. arasında boylanabilir. Kenarları düzgün oval biçimli yaprakçıkları, yaz sonuna doğru açan sarı ya da pembe renkli küçük çiçekleri vardır. Daha sonra bu çiçekler, içlerinde tohumu taşıyan parlak kırmızı renkli bileşik meyvelere dönüşür. Bitkinin ig biçiminde, etli ve sarıdan açık kahverengine kadar değişen renkte kökleri olur. Orman altı gölgelik yerleri; serin ve humuslu toprakları seven ginseng türleri, tohumuyla çoğaltılır, önemli ürünü olan kökü 3-9 yıl sonra alınır.
Çinliler tarafından en az 2000 yıldan beri sağlığa yararlı özellikleri bilinen ginseng bitkisi, panaksosit adı verilen glikositleri, saponin ile B ve D grubu vitaminleri içerir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Ginseng türü bitkilerin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:

  • Afrodizyaktır: Cinsel yetersizliğe karşı kullanılır.
  • Toniktir: Akılsal ve fiziksel gücü artırır.
  • Uyarıcıdır: Yorgunluk, güçsüzlük ve strese karşı dirençsizlik sorununu ortadan kaldırır.
  • Kişinin fiziksel performansını ve hayatiyetini artırır. Onu fiziksel yönden zirveye taşır.
  • Merkezi sinir sistemini güçlendirir.
  • Düşük tansiyonu normal düzeye çıkarır.
  • İştahı açıcı ve sindirimi kolaylaştırıcıdır.
ihlamur

IHLAMUR (tilia silvestris)

Haziran-ağustos ayları arasında beyazımsı-sari renkli, hoş kokulu çiçekler açan, yüksek boylu ağaçtır. Genellikle ormanlarda tabii olarak bulunursa da, süs ağacı olarak park ve bahçelerde de yetiştirilmektedir. Yaprakları saplı, ucu sivri, kenarları dişli, taban kısımları kalp biçiminde, üst yüzü yeşil, alt yüzü beyazımsı yeşil ve tüylüdür. Çiçekler, en az üçü bir arada olmak üzere sarkık durumlar teşkil eder. Çiçek örtüsü kayık seklinde, sarimsi-yeşil renktedir. Meyveleri küre şekilli ve tek tohumludur.
Ihlamurun, kış ıhlamuru (T. cordata), yaz ıhlamuru (T. platyphyllos), kırmızı ıhlamur (T. rubra) ve gümüşi ıhlamur (T. tomentosa) gibi türleri bulunmaktadır. Türkiye’de Marmara ve Karadeniz bölgesin de yetişmektedir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

  • Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır.
  • Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır.
  • Balla karıştırılıp içilirse mide ülserine faydalıdır.
  • Kan dolaşımını düzenler.
isirganotu

ISIRGAN OTU (urtica sp.)

Kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir bitkidir. Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti. Albrecht Dürer (1471 – 1528) bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin Tanrı katına uçuşunu canlandırmıştı. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir yazısında, yakıcı özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan histamin ve asetilkolin) korunmamış olsaydı, bitkinin kökünün çoktan kurumuş olacağını belirtmişti. Büyük ısırgan otu (Urtica diocia L.), çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m’yi geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Küçük ısırgan otu (Urtica Urens L.), bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yapraklar açık yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görünür.Her iki türün de yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar. Dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle de bilinir. Türkiye’ de her iki tür de yetişir. Etkinlik açısından her iki bitki türü de eşittir. Yapraklar, Nisan-Haziran döneminde saplarından sıyrılarak toplanır, gölge ve havadar bir ortamda kurutulduktan sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. Tohumlar, Temmuz-Ağustos döneminde toplanır ve gölgede kurutulur. Kökler ise ilkbahar veya sonbaharda sökülür, yıkanarak temizlenir ve gölgede kurutulmaya bırakılır. İyice kuruduktan sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.
Isırgan otunun yaprakları; flavon, C vitamini, demir, mineral tuzlar, bitki asitleri, betasitosterin, sterylglucosid, ve lignan içerirler. Tohumlarında; müsilaj, proteinler, sabit yağ, carotinoid ve clorophyll bulunur. Köklerinde ise; tanen, sterolen, sterylglucosid ve lignan vardır. Bu bitkinin yakıcı tüylerinde formik asit bulunduğu birçok yerlerde kayıtlı ise de tüylerin taşıdığı usarede asetilkolin ve histamin vardır. Yaprak, tohum ve kökün içerdiği etken maddeler arasında farklılıklar olduğuna göre, kullanım alanlarının farklı olması da doğaldır.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı ;

Büyük ısırgan (U. dioica) ve Küçük ısırgan (U. urens) en sik rastlanan, her yerde bulunuşu ve kolay uygulanışıyla tıbbi etkilerinden en çok yararlanılan türleridir. Isırganın tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:

  • Bağışıklık sistemini destekleyicidir. Bedeni güçlendirir ve destekler.
  • İdrar söktürücüdür.
  • Isırgan, romatizma ve siyatik ağrılarına karşı etkilidir.
  • Anne sütü artırıcı özelliği vardır.
  • Burun kanamaları ve kadınlarda dölyatağı kanamalarında doku ve damar büzücü özellikleriyle kanamayı kesici etki yapar.
  • Saç ve tırnakların ana maddesi olan keratini güçlendirerek saç dökülmelerini ve tırnak kırılmalarını önler.
  • Çocuklarda oluşan egzamada ya da sinirsel kökenli cilt rahatsızlıklarında etkilidir.
kekik

KEKİK (thymus vulgaris)

Kekiğin ilk kullanımı hakkında bilgiler Antik Yunan’a kadar gidiyor. Bu dönemde güzel kokusu sayesinde tapınaklarda tütsü olarak kullanılmış. Cesaret ve hayranlıkla ilişkilendirilen bitki dönemin şövalye kostümlerine motif olarak işlenmiş. Sağlık alanında kullanımı ise 16 yüzyıldan itibaren başlamış. Mayıs-eylül ayları arasında çiçek açan çok yıllık, çok dallı, odunsu ve küçük çalımsı bir bitkidir. Yol kenarlarında kurak bölgelerde, bilhassa dağlık yerlerde çok rastlanır. Tabanda odunlaşmış bir gövdesi, ince dört köşeli ve kırmızımsı renkli dalları vardır. Yaprakları 1 cm kadar uzunlukta, oval, sapsız veya kısa saplıdır. Yapraklarda, uçucu yağ depo eden salgı tüyleri bulunur. Çiçekler küçük, iki veya çok çiçekli pembemsi, mor-beyaz veya kırmızı renklerde, dalların uçlarında küresel durumlar teşkil ederler. Çanak ve taç yaprakları tüpsü ve lopludur. Anadolu’da oldukça yayılmış olup, birçok varyeteleri de vardır. Memleketimizde 37 kekik türü bulunmaktadır. Halk arasında kekiğe benzeyen mercan köşk veya merzengüş (origanum) türleri; İstanbul kekiği, İzmir kekiği gibi adlarla kekik yerine kullanılmaktadır. Kekiğin sarımsı renkte bir uçucu yağı vardır. Bu yağda önemli olan ve kokusunu veren thymol bulunur.
Kekik, çay hâlinde mide ağrılarına karşı, dolaşım uyarıcısı, baharat olarak ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Thymol az dozlarda midevî, balgam söktürücü, sinir kuvvetlendirici ve boğaz ağrılarına karşı kullanılır. Yüksek dozlarda ise antiseptik ve kurt düşürücü olarak verilir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Kekik, çay hâlinde mide ağrılarına karşı, dolaşım uyarıcısı, baharat olarak ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Thymol az dozlarda midevî, balgam söktürücü, sinir kuvvetlendirici ve boğaz ağrılarına karşı kullanılır. Yüksek dozlarda ise antiseptik ve kurt düşürücü olarak verilir.
• Bedeni kuvvetlendirir.
• Hazmı kolaylaştırır.
• Kalp çarpıntılarını keser.
• Barsak iltihaplarını iyileştirir.
• Salgı bezlerini düzenler.
• Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.
• Böbrek ve mesanedeki mikropları öldürür.
• Hastalıklara karşı direnç verir.
• Öksürük, bronşit ve astımda faydalıdır.

kirazsapi

KİRAZ SAPI (prunus avium)

Gülgiller familyasındandır. Anayurdu, Kuzey Anadolu bölgesidir, öyle ki, Giresun ilimizin adi, yörede yetişen ve o dönemde adına ceresia denilen yabani kiraz ağacından gelmektedir. Kiraz, Antik çağlarda Avrupa’ya götürülmüş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Yabani kiraz ağacı (C. microcarpa), günümüzde de Doğu Karadeniz Bölgesi ormanlarında dikenli ve dikensiz türleriyle çok bulunur ve 10-15 m. boylanabilirken, Avrupa ormanlarında 25-30 m’ye yükselen örnekleri görülmektedir. Dikine büyüyen ve piramit görünüşünü alan yabani kiraz ağacının çiçekleri beyazdır, ilkbaharda çiçeğinden önce yaprakları açar.
Yabani kiraz ya da ayni familyadaki Mahlep (Idris) ağacına asi yapılarak Bahçe kirazı ağacı (Prunus-Cerasus-Avium) türü elde edilir. Bahçe kirazının çiçekleri pembe-beyazdır. Meyvesi tek çekirdekli tohumunu taşır. Serin yerleri ve süzek toprakları seven kiraz ağaçları, tohumuyla çoğalır. Kiraz ağacının meyvesi, bulunduğu bölgeye göre nisan sonu ile temmuz ayı arasında olgunlaştığında, siyaha yakın kırmızı ya da sarı renkte olur. 1-3 cm. çapında yuvarlak biçimli, etli, sulu, az lifli, aromalı ve lezzetli olan meyveyi, dallara ince uzun bir sap bağlar.
Fosfor, B3 ve C vitamini ile meyve şekeri yönünden zengin olan kiraz sevilerek yenen bir meyvedir. Ayrıca pastacılık, şekerlemecilik ve içki yapımında kullanıldığı gibi reçeli de yapılır. Olgun kiraz ağacının kerestesi marangozlukta kullanılır.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri ve meyve sapları bedene yararlı etkiler taşır. Bu tıbbi etkileri şöyle özetlenebilir:

  • Kabuğu peklik verici ve ateş düşürücüdür. Bunun için ağacın gövde ya da dallarının kabuğu soyulup kaynatılarak dekoksiyonu yapılır ve içilir.
  • Yapraklan müshildir. Kaynar suya daldırılan yaprakların demlendirilmesiyle hazırlanan infüzyonu içilir.
  • Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü geçirir.
  • Kiraz ya da vişnenin meyve sapları idrar söktürücüdür.
  • Böbrekleri ve idrar yollarını temizler.
  • İçerdiği bazı mineraller nedeniyle bedenin su dengesini düzenler.
  • Kabızlığı giderir.
  • Bedeni güçlendirici toniktir.
kusburnu

KUŞBURNU (rosa canina)

Gülgiller familyasındandır. Aslında tüm bahçe gülleri yabani gülden türemiştir. Anadolu’da orman açıklıkları, kayalık kırsal yöreler ve yol kenarlarında kendi kendine yetişen yabani gül, 1-3,5 m. kadar boylanabilen, gövdesi ve dalları dikenli olan bir ağaççıktır. Kenarları dişli oval biçimli 5-7 yaprakçıktan oluşan yaprakları; ilkbahardan başlayıp yaz boyunca açan, açık ya da koyu pembe, bazen beyaz renkli küçük ve yalınkat, güzel kokulu çiçekleri vardır. Bu çiçeklerin tabanı olgunlaşınca taç yaprakları dökülür ve kuşburnu denilen, 1,5-2 cm. uzunlukta parlak kırmızı meyvelere dönüşür. Gerçekte yabani gül bitkisinin meyvesi, kuşburnunun içindeki beyaz renkli tüylü çekirdeklerdir.
Kuşburnu, özellikle C vitamini ile tanen, pektin, karoten, meyve asitleri ve yağ yönünden zengindir. Bu meyveler, Anadolu’da taze ya da kurutulmuş olarak yenir. Ayrıca kompostosu, reçeli, şerbeti, ezmesi ya da pekmezi yapılarak tüketilir. Çay gibi demlendirilip içilir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Kuşburnunun tıbbi etkileri ve kullanımı şöylece özetlenebilir:

  • En iyi doğal C vitamini kaynağıdır. Enfeksiyonlara ve soğuk algınlıklarına karşı bedenin direncini artırır.
  • Hafif müshil etkisi vardır.
  • Hafif idrar söktürücü etki taşır.
  • Tonik ve besleyicidir: Bedendeki güçsüzlük ve bitkinlik durumlarına karşı en iyi doğal ilaçtır.
  • Hafif bir doku ve damar büzücüdür. Diyare durumunda ishali kesici etki yapar.
  • Safra kesesi, böbrek ve mesane sorunlarında bedeni destekler.
mate

MATE (Ilex paraguariensis)

Mate, Güney Amerika ‘da yetişen “Ilex Paraguayensis” isimli bitkinin yeşil yapraklarıdır. İlk kullanıcıları Güney Amerika yerlileri olup, sonraları Cizvit rahipleri tarafından düzenli olarak üretilmiş ve uyarıcı etkisi nedeni ile çay ve kahve yerine yoğun olarak tüketilen günlük bir içecek olarak kullanılmaktadır. Yerlilerce Tanrı’nın ağacı olarak adlandırılan mateyi Avrupalılar yeşil altın olarak nitelendirmişlerdir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Mate Çayı tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılmaktadır. Uyarıcı etkisi sayesinde özellikle diyet dönemlerinde vücuda enerji vermek ve açlık hissini bastırmaya yardımcı olmaktadır.

  • Bedensel ve zihinsel yorgunlukta; kafein ve klorojenik asit içeriğine bağlı olarak uyarıcı etki gösterir.
  • Vücuda enerji verir.
  • Açlık hissini bastırmaya yardımcı olur.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Sindirime yardımcı olur.
  • Vitamin bakımından zengindir.
  • Antioksidan özelliği vardır.
melisa

MELİSA (melissa officinalis)

Haziran-ağustos ayları arasında beyazımsı pembe veya sarımsı renkli çiçekler açan, yol kenarlarında ve ekilmemiş yerlerde rastlanan, limon kokulu, 30-100 cm boylarında, çok yıllık otsu bitkiler. Gövdeleri dört köşeli ve tüylü, yaprakları saplı, oval şekilli ve incedir. Çiçekler, birkaçı bir arada, saplı ve çevril durumdadır. Bazı bölgelerde Melisa bitkisi, Oğulotu olarak da bilinir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

  • Yapraklarında tanen, reçine ve uçucu yağ vardır. Uçucu yağında sitral, sitronellal, geraniol ve lineol vardır.
  • Yapraklar yatıştırıcı, midevi, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sahiptir.
  • Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir.
  • Hafıza zayıflığına faydalıdır.
  • Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser.
  • Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay halinde kullanılır.
Papatya

PAPATYA (matricaria chamomilla)

Mayıs ve ağustos ayları arasında çiçek açan, 20-50 cm boyunda, güzel kokulu bir yıllık otsu bitki. Yol kenarı, boş alanlarda oldukça çok rastlanır. Yaprakları parçalı ve tüysüzdür. Çiçekler dalların ucunda küçük basçıklar (kapitulum) hâlinde bulunurlar. Basçıkların orta kısmında bulunan çiçekler tüp seklinde ve sari renkli hermafrodittir. Kenarlarda ise 15-20 tane dil şeklinde, beyaz renkli dişi çiçekler bulunur.
Alman Papatyasi (Anthemis nabilis): Orta Avrupa’da yetişir ve kültürü de yapılır. Dişli çiçekleri beyazımsı renklidir. Memleketimizde 50 kadar Anthemis türü bulunmakta ve İzmir papatyası, yabani papatya, beyaz papatya gibi isimlerle bilinmektedir.
Papatya yağı: Spazm giderir. Ağrıları dindirir. Mikropları öldürür. Sinirleri yatıştırır.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Çiçek durumu başları, çiçek açmadan önce toplanarak gölgede kurutulur. Bileşiminde uçucu yağlar, rezin, acı maddeler ve fenolik bileşikler bulunur. % 1’lik çay hâlinde sabahları aç karnına bir bardak içilebilir.

  • İdrar çoğaltıcı, iştah açıcı, yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkilere sahiptir.
  • Basur memelerinde ağrı kesici, tedavi edici etkiye sahiptir.
  • Boyar madde olarak da kullanılır.
Rezene

REZENE (Foeniculum vulgare)

Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Güney Avrupa olan, 2 m. kadar boy atabilen, dayanıklı çok yıllık otsu bitkidir. Haziran-ağustos ayları arasında sarı renkli çiçekler açan bir buçuk-iki metre boylarında iki yıllık kokulu otsu bitkiler. Yaprakları saplı ve tüysüzdür. Bitkinin gövdeleri dik, içleri boş silindir şeklinde ve tüysüzdür. Çiçekler uzun saplı ve bileşik şemsiye durumundadırlar. Meyveleri silindir şeklinde tüysüz ve yeşilimsi esmer renktedir. Tohumları protein ve yağ bakımından zengin bir besi dokuya sahiptir. Birçok çeşidi vardır. Daha çok kayalık ve kurak yerlerde yetişir. Raziyane ismiyle de bilinir. Türkiye’de Ege ve Akdeniz bölgesinde yetişmektedir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Bitkinin kullanılan kısımları meyve, kök ve yapraklardır. Rezene meyveleri müsilaj, şeker, nişasta, tanen, sabit ve uçucu yağlar taşır. Rezenenin tıbbi etkileri ve bu etkileri sağlamak üzere uygulanan yöntemler şöylece sıralanabilir:

  • Mide ve bağırsak hastalıklarında rahatlatıcıdır. Sindirime yardımcı olur.
  • Mide ve bağırsak gazlarını söktürür.
  • Emziren annelerde, sütü artırıcıdır.
  • Yaprakları yara iyi edici, kökü ise idrar arttırıcıdır.
  • Bronşitte ve öksürük nöbetlerinde rahatlatıcı etkisi vardır. Öksürük ilaçlarına tat vermekte de kullanılır.
  • Boğmaca, dalak hastalıkları ve idrar zorluğunda faydalıdır.
  • Kan çıbanı ve göz zafiyetlerinde de kullanılır.
  • Ağız kokusunu gidermek üzere, tohumları çiğnenir.
  • Yüzü derinden temizlemek üzere, ezilmiş tohumları yüz maskelerinin formülüne katılır.
Roybos

ROYBOS (aspalathus sp)

Güney Afrika’da şifalı bir içecek olarak olarak kullanılan Roybos bitkisi yapraklarından ya da yaprakların fermente edilmesi ile elde edilir. Toplumumuzda sağlıklı yaşam konusundaki ilgi ve alaka düzeyi arttıkça insanlarımız, dünyanın değişik bölgelerinde yetişen bir takım bitkilere de eskisine nazaran çok daha artan bir ilgi gösteriyor. Kırmızı çay (kırmızı çalı) olarak da bilinen Rooibos bitkisi, Güney Afrika’nın batısında bulunan Cedarberg Dağlarında yetişen iğne gibi yeşil yapraklara sahip bir bitkidir.
Roybos çayı yararlı etkisi ve güzel tadı nedeni ile tüm dünyada sevilerek içilen bir çaydır. Bitki; Vitamin C, Demir, Kalsiyum, Magnezyum, Flüor ve Bakır gibi içeriklere sahip. Tat olarak meyvemsi-tatlı özelliktedir. Bu nedenle şekersiz de kolaylıkla tüketilebilir.
Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

 

  • Vücuda enerji kazandırır ve metabolizmanın hızlı çalışmasını sağlar.
  • Antioksidan etkilidir.
  • Sinirsel gerginlik, alerjiler ve sindirim sorunlarında kullanılmaktadır.
  • İltihap giderici özelliği nedeniyle Roybos; ishal, bağırsak iltihaplanması, bağırsak tahrişleri gibi mide-bağırsak sıkıntıları için de kullanılır.
  • Kanserler ve kalp-damar hastalıkları vb. etkileri antioksidan özelliği ile ilişkilendirilmektedir.
SariKantoron

SARI KANTARON (hypericum perforatum)

Çok yıllık, üzerinde pek çok sarı çiçeği olan bir çalı türü olup, Asya’ dan Amerika’ ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde doğal olarak yetişen bir bitkidir. Stres ve gerginlik düşmanı olan Sarı Kantaron, Binbirdelik Otu olarak da bilinir. Şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli tüyler ile çevrilidir. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Binbirdelik Otu denmesinin nedeni de budur. Sarı Kantaron bitkisi, Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (quercitrin, quercitin, rutin), hipericin (hypericin), karoten (carotene), Vitamin C ve resin içermektedir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Çiçekli bitki çiçek açma zamanında toplanır, demetler halinde bağlanıp gölgede kurutulur. Bitkide şekerler, reçine ve acı maddeler vardır.

  • Çayı kuvvet verici, iştah açıcı ateş düşürücü ve hazmı kolaylaştırıcı olarak verilir.
  • Astım ve mide ağrılarında da faydalı olduğu bilinir.
tarcin

TARÇIN (cinnamomum sp.)

Tarçın: Vatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen aromatik kokulu ağaçtan elde edilir. Önemli olan iki tür tarçın en çok kullanılmaktadır.
Çin tarçını (Cinnamamum cassia): Güneydoğu Çin’de yetiştirilen bir türdür. 10-12 m yüksekliğinde kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Esas ağacın kurutulmuş kabukları kullanılır. Kabukların dış kısmında mantar tabakası bulunur ve grimsi renklidir. Kokusu kuvvetli ve özel, tadı tatlımsı ve yakıcıdır. Tanen ve uçucu yağ taşır. Baharat olarak kullanılır. Meyveleri de baharatlı lezzetli ve tarçın kokuludur. Tarçın yerine kullanılır.
Seylan tarçını (Cinnamomum seylanicum): Kışın yapraklarını dökmeyen küçük bir ağaçtır. Hindistan ve Doğu Hint Adalarında yetişir. Kabukları kahve renkli, boru şeklinde iç içe geçmiş ve mantar tabakası yoktur. Özel kokulu ve tatlımsı baharlı, lezzetlidir. Tanen ve uçucu yağ taşır. Kabız, gaz söktürücü ve antiseptik etkisi vardır. Baharat ve koku verici olarak kullanılır.
Tarçın esansı: Seylan tarçınının kabuklarından elde edilen bir uçucu yağdır. Kuvvetli tarçın kokuludur. Gıda ve parfümeri sanayinde koku verici olarak kullanılır.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

Tarçın kullanımı ve tıbbi etkileri şöyle özetlenebilir:

  • Sindirimi hızlandırır.
  • Mide ve bağırsak rahatsızlıklarında gaz ve şişkinlik hissini gidermede kullanılır.
  • Ruhi sıkıntıları giderir.
  • Kalbi kuvvetlendirir.
  • Soğuk algınlığı ve nezlede faydalıdır.
  • Kadınlardaki beyaz akıntıyı keser.
tibbinane

TIBBİ NANE (mentha piperita)

Tıbbi Nane sindirim sistemi için iyi bir bitkidir. Safra ve mide sekresyonunu uyarır, hazımsızlık ve gaz şikayetlerini hafifletir. Mide bulantısını önler. Antispazmodik özelliği sayesinde mide ağrıları ve gazdan doğan barsak kramplarında etkilidir. Kabızlık ve ishal şikayetlerinde de bu etkisini gösterir. İyi bir sindirim için yemeklerden sonra bir fincan nane çayı alınması önerilir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

  • Sindirim sistemi ve mide için çok faydalıdır.
  • Mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır.
  • Safra kesesi ve safra kanalının spazm şikayetlerinde kullanılır. Safra akışını düzenler.
  • Bağırsak spazmını giderir.
  • Strese ve baş ağrısına iyi gelir.
  • Hazmı kolaylaştırır, gaz söktürür.
  • Ülsere ve mide yanmasına iyi gelir.
  • Sinirleri yatıştırır ve vücuda rahatlık verir.
  • Kusmayı, mide bulantısını ve ağrısını önler.
Zencefil

ZENCEFİL (zingiber officinale)

100 cm boyunda kamış görünüşünde çok yıllık otsu bir bitkidir. Yapraklar mızrak şeklinde sivri uçlu ve tarçın kokuludur. Çiçekler sarı renkli ve çoğu bir arada bulunurlar. Zencefilin vatanı Güney Asya olmakla beraber Hindistan, Batı Afrika gibi birçok tropik bölgelerde ekimi yapılır. Memleketimizde ancak seralarda yetiştirilir. Nemli iklimi ve sulak yerleri sever. Bitkinin kökleri nişasta, reçine ve uçucu yağlar taşır. Kökler yassı ve grimsi renklidir. Kuvvetli kokulu ve biraz acımsı lezzetlidir. Baharat olarak kullanılır. Zencefil yağının hazmı kolaylaştırıcı tesiri vardır. Ayrıca yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkiye sahiptir.

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

  • Sindirime yardımcıdır.
  • Mikrop arındırıcı bir terleme sağlar.
  • Bağırsak gazı söktürür.
  • Bulantıyı ve kusmayı önleyici etkisi vardır.
  • İshali keser.
  • Bedeni ve zihni gücü artırır.