middle_jpg

Devamı...

Yunanca Phyton (Bitki) ile Therapeia (Tedavi) kelimelerinden oluşan Fitoterapi bitkisel ilaç kullanarak insanları tedavi etme bilimi anlamına gelir. Çeşitli bitkiler hastalıkların, tedavi edici değere sahip taze veya kurutulmuş bitki kısımları (drog) ya da bunlardan elde edilen ekstraksiyon ürünleri kullanılarak üretilen çay, damla, draje, kapsül, şurup, tablet ile tedavi edilmesi ‘’fitoterapi’’ olarak değerlendirilmektedir.

Fitoterapinin bir uygulaması olan tıbbi çayların (bitkisel çayların) birçoğu hoş lezzetleri için (elma, böğürtlen çayı vb.) tüketilmekte ve bir kısım bitkisel çay ise sağlığı koruyucu olarak (antioksidan etkisinden yararlanılmak amacıyla içilen yeşil çay gibi) ya da günlük rahatsızlıklar diye adlandırdığımız soğuk algınlığı, yorgunluk, hazımsızlık, kabızlık, diyare ve uykusuzluk hallerini gidermek için tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Avrupa farmakopesi’nde bitkisel çaylar ”bir veya birkaç drogun maserasyon, dekoksiyon ve infüzyonu suretiyle hazırlanan oral yolla kullanılan sulu preparatlardır, kullanmadan hemen önce hazırlanırlar” şeklinde tanımlanmıştır.

Son yıllarda sentetik ilaç etken maddelerinin sonradan anlaşılan yan etkilerinden sakınmak amacıyla doğal ilaçlara ilgi artmış, doğaya dönüş akımı başlamış, yayınlar, dernek faaliyetleriyle bu akım gelişmiş ve buna paralel olarak da drog veren bitkilerin kullanımı fazlalaşmıştır. Bu ise fitoterapinin sağlıkla ilgili birçok durumda tercih edilmesine neden olmuştur.

  • Günümüzde fitoterapi eczacılığın Farmakognozi ana bilim dalı altında ele alınır.
  • Fitoterapi, günümüzde alternatif tıp konuları arasında değerlendirilmekte ise de, aslında birikimi ve uygulanışı ile birçok tıp   bilimine öncülük etmiştir. Kronolojik olarak da klasik tıp yöntemleri ve tıp kurallarına karşı alternatif değil, tam tersi diğer tedavi yöntemleri, fitoterapiye bir alternatif olarak gelişmişlerdir.
  • Gerek insan sağlığı ve gerekse doğa ve çevre sağlığı, fitoterapinin gerekliliğini güçlendirmektedir. Bugün dünya nüfusunun   çoğunluğu için bitkiler, en seçkin ilaç kaynaklarındandır. Büyük farmasötik firmalar, yeni lider yapılar için bir kaynak olarak yüksek bitkilere yeniden ilgi göstermektedirler.
  • Fitoterapinin en çok geliştiği ülke Almanya’dır.
  • Fitoterapi’nin var olan kimyasal ilaçlarla tedavinin yerine geçmesi söz konusu olmasa da, tercih edilmesine neden olabilecek   bir takım yararlara sahiptir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1980 yılında tıbbi bitkileri “bir veya birden fazla organıyla tedavi edici veya hastalıkları önleyici olabilen veya herhangi bir kimyasal-farmasötik sentezin öncüsü olabilen bitki çeşitleridir.” şeklinde tanımlayarak bitkisel ilaçları kabul etmiştir.

Almanya, Fransa, İsviçre gibi ülkelerde özellikle Almanya’da bitkisel ilaçları modern tıpla birleştirmek için güçlü bir eğilim vardır ve her tıp öğrencisi fitoterapi dersi almak zorundadır. Almanya’ da bitkisel  ilaçların %80’i eczaneler tarafından hazırlanmakta ve %42’si reçeteli ilaçlar sınıfına girmektedir.

Amerika’da Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından, yapılan araştırmalarda: son 10 yılda incelenen 53.000 maddenin 37.500′ ünün bitki olması, tanımlanan ilaçların % 40′ nın bitkisel kökenli olması ,Amerika’da reçete edilen doğal ilaçların total ilaçların %50′ sini oluşturması, Almanya’da 7. en çok satan reçeteli ilacın lisanslı Hypericum perforatum (Sarı Kantaron) preparatı olması bitkisel tıbba inanıldığını göstermektedir.

Bunun sonucu bugün etken maddeleri standardize edilmiş, ambalajı düzgün, etiketinde içeriği, son kullanma tarihi gibi bir ilaç için aranan tüm bilgilerin kayıtlı olduğu ürünler piyasaya girmeye başlamıştır. Bu hastalar için yeni bir açılım ve yeni bir umut olmuştur ve bu umudun adı bitkisel tıptır.

Fitoterapide kullanılan bitkilerin, botanik tayini yapılmış, etken madde miktarı belli, standardize edilmiş ve hijyenik şartlarda ambalajlanmış olarak hastaya sunulması gerekir. Artık bitkisel ilaçlar da, tüm diğer ilaçlarla aynı çizgiye yerleşmektedir, bu her ilacın etki-güvenlik-stabilite ve farmasötik kalitesini korumak için özen gösterilmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Bitkilerle tedaviden iyi sonuç alınması şu faktörlere bağlıdır:

  1. Doğru bitkinin, doğru zamanda toplanmış olması, doğru kısmının kullanılması,
  2. Taze kullanılacak bitkinin çürümeden kullanılması, kurutulacak veya işlemden geçirilecekse bunun uygun şekilde yapılması,
  3. İlacın doğru yöntemle, doğru şekilde ve uygun miktar hammadde kullanılarak hazırlanması ve doğru dozda alınması
  4. O bitkisel ürünün ilaç hazırlamaya uygun miktar ve doğru bitki kimyasalını içermesi,
  5. O bitkisel ürün ile ilgili bilimsel literatürün uzmanlarca doğru okunması, değerlendirilmesi ve doğru tıbbi tavsiyenin alınması, Tıbbi bitkinin üretimi, İyi Tarım Uygulamaları’na (GAP: Good Agricultural Practice) ve ayrıca İyi Toplama Uygulamaları’na (GCP: Good Collecting Practice) uygun olmalıdır. Bu aşamada kaliteyi etkileyici faktörler: Tohum kalitesi, çeliğin kalitesi, kültür teknikleri, sulama, gübreleme, hasat prosesi, kurutma, depolama ve taşıma şekilleridir.

Doğal kaynaktan elde edilen bitkisel ilaçlar, etkin maddeleri ve etkileri incelenmiş bitkilerden elde edilen özütler ile hazırlanır. Bitkisel ilaçlar, aktif içerik olarak bitkilerin toprakaltı veya toprak üstü kısımlarını (çiçek, kabuk, kök, meyve, tohum, yaprak gibi) ya da başka bitkisel materyali yahut da bunların kombinasyonunu ham halde veya bitkisel preparatlar halinde taşıyan, günümüz ilaç endüstrisi teknolojisinin tüm gerek ve kurallarına uygun olarak hazırlanmış, bitmiş ve etiketlenmiş tıbbi ürünlerdir. Bitkisel ilaçlar çeşitli hastalıkların iyileştirilmesinde veya belirtilerin hafifletilip giderilmesinde destekleyici veya koruyucu olarak kullanılır.

Bitkisel ürünlerin doğal oluşu kullanıcıya hiçbir şekilde zararlı etkide bulunmayacağı anlamına gelmemektedir. Bitkiler vücuttaki etkilerini aynı ilaçlarda olduğu gibi içerdikleri kimyasal maddeler yoluyla gerçekleştirirler. Yanlış ve bilinçsiz ilaç kullanımı nasıl istenmeyen durumlara yol açabiliyorsa, yanlış bitki kullanımı da istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bitkilerin ve diğer doğal kaynakların taşıdığı etken maddeleri, etkilerini, kullanış biçimlerini ve zararlarını araştıran bilim dalının adı Farmakognozidir.

Farmakognozi eğitimi alan tek meslek dalı Eczacılıktır. Bitkilerden bilimsel olarak yararlanabilmek, daha da önemlisi zarar görmemek için bitki çayları ve bitkisel ilaçlar konusunda mutlaka bir eczacıya danışılması gerekmektedir.

Eczacınız, bitkisel ürün ya da doğal sağlık ürününün sizin için etkili ve güvenli olup olmayacağını değerlendirmenizde ve genel sağlık durumunuza ve yaşam biçiminize bağlı olarak ürüne ilişkin bilinçli bir tercih yapmanızda size yardımcı olacak, en kolay ulaşabileceğiniz sağlık profesyonelidir. Eczacınız almayı düşündüğünüz bitkisel ürün ya da doğal sağlık ürünüyle ilgili bütün artıları ve eksileri belirlemenizde, bütün faktörleri dikkate almanızda ve sağlığınız için en iyi seçimi yapmanızda yol gösterici olacaktır.